| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

MutedilDalgalı | MutedilDalgalı Şiirleri | Edebiyat | Şiirler

Yüreğin dile geldiği, şiirin kalp diye attığı blog...

Yazılar
 

Kırdım mı Anne?

Aslında değerini hep bildiğim ama anne olunca daha iyi anladığım anneme...


Dinlenmek hakkındı kırk yıl sonunda,
Zamansız gelip de yordum mu seni?
Bana en sevdiğim sorulduğunda,
Hep babam diyerek kırdım mı seni?

Bilirim kızamaz anne yüreğin,
Nasıl ödenir ki onca emeğin.
Bilsen nasıl üzgün küçük meleğin,
Hep babam diyerek kırdım mı seni?

Anne olan anlar zor olduğunu,
Yürekte yananın kor olduğunu,
Bilmedim sözümün hor olduğunu,
Hep babam diyerek kırdım mı seni?

Koca kızım ama bakma yaşıma,
Geç olsa da aklım geldi başıma,
Bak şimdi de affet bu gözyaşıma.
Hep babam diyerek kırdım mı seni?

Nerde olursan ol gel de gelirim,
Hakkın çok büyüktür bunu bilirim
Şimdi senden bin kez özür dilerim
Hep babam diyerek kırdım mı seni?

 
 
 

Yorgun Gözlerin Baba...

Altı çocuğunun en küçüğü ben,
Sevgin başka diye abartma baba,
Yarım asır kadar öndesin benden,
Yorgun gözlerini kapatma baba.

Korkusunu yaşadım yıllar boyunca,
Adının yanına ölüm koyunca,
Giderim diyorsun hayat doyunca,
Yorgun gözlerini kapatma baba.

Yaş farkı büyüktü, anladın beni,
Bu yüzden büyüttüm gözümde seni,
Daha çok var giyme sakın kefeni,
Yorgun gözlerini kapatma baba.

Çok şükür rahatım iyiyim dersin,
Rabbim gençliğimi önüne sersin,
Benden alıp senin ömrüne versin
Yorgun gözlerini kapatma baba.

Bilsen öyle çok ki içimdeki sen,
Diyorsun ya yaşım üç artı seksen,
Dünyaya doymuşum, yeter de desen,
Yorgun gözlerini kapatma baba.

Çok geç geldim dünyana, aramızdaki 56 yıla rağmen benim en yakın dostumdun. Emekli ikramiyeni sensiz bırakma, yıllardır yaşadığım seni kaybetme korkusunu gerçekleştime, beni hiç bırakma baba. Allah sana ve tüm babalara daha da çok , sağlıklı ömürler versin. Seni en çok seven kızın...

 
 
 

...İz...

Akrep dokuzda,
Yelkovan beşte...
Durdu saatler,
Durdu yürek!
İzin kaldı cumhuriyette,
Silinmedi;
Silinmeyecek!

 
 
 

Elma Kurtları...

Yıllar, kalın bir perde çekti,
Çocukluğuma...
Zaman koşturdu üzerinden,
Deli taylar misali.
Dönmek imkansız belki,
Ama anmak güzel şey maziyi,
Bir de özlemek olmasa...

Dedem iğde alırdı bize, naylon terlikler satıp.
Ninemin anlatacak hep farklı masalları olurdu,
Bilmezmiş, uydururmuş oysa,
Yeni anlıyorum.
Babam hep nane şekeri getirirdi akşamları,
Ağzın hep güzel koksun derdi,
Çok özledim...
Hani benim nane şekerlerim?

Sen kızsın çıkma ağaçlara derdi hep annem.
Gizli gizli çıkardım elma ağaçlarına.
Hiç kimsenin meyvesini çalmadım,
Ama tüm komşu ağaçlarının tepesinde dolaşmışımdır.
Hayaller kurardım ağaç tepelerinde,
Hiç biri olmadı,
Kimseler bilmedi ağaçlara neler anlattığımı,
Tek tanıklarım, elma kurtları...

Hadi döndürün beni geçmişe,
Nerde elma ağaçları?
Hayallerim,
Dedem, ninem,
Ya onun anlattığı,
Mutlu sonla biten uydurma masalları...
Bir ben kaldım maziden geriye,
Bir de arada bir rastladığım,
Elma kurtları...
 
 
 

ADAMIM!

Gitmek değildi evet!
Hırçın gözlerine bakmadan, vedasız oldu kaçışım.
Akşam kuytuluğunda,
Kurşuna dizip mazimi,
Sonra da meydan okuyup beni bekleyen fırtınalara,
Ani oldu ayrılışım…

Koynuna fütursuzca girmelerimi,
Yalansız sevişlerimi,
Her görüşümdeki iç titremelerimi,
Kıyamadım sana bırakmaya…
Horlanmış, ezilmiş,
Hırpalanmış kalmamalıydı yarınlarım.

Yoluna şiirler yazdığım,
Her seferinde daha farklı sevişleri olan adamım!
Hergün yeniden aşık olduğum,
Her sevgimde farklı yaralar açan,
Sevgimin zirvesi,
Yüreğimin harabesi olan adamım!
Bu;
Binlerce kez tasarlayıp, ilk kaçışım...

Gitmeden;
O çok sevdiğin, saatlerce anlattığın gökyüzüne baktım ilkin,
Yağmura dönmedi gözyaşlarım.
Şehrin kokusu burnuma yapıştı sonra,
Ve avuçlarıma; yarım kalmış kadınlığım…

Gitmek değildi evet.
Kaçış de, terk ediş…
Ne dersen artık
Sessiz oldu ayrılışım.
Akşamları ve ay’ı sana bıraktım.
Buldun mu yazdığım notu?
Adamım!
Sen,
Karanlıkta göz kırpan ,
En parlak yıldızımdın,
KAYDIN!
 
 
 

Hey !

Ah şiir!
Yine mi sen geldin yalınayak?
Gecemi böldün.
Uykum var git şimdi!
Yarın sabah gel olmaz mı?
Dur dur!
Küsme tamam...
Bir mum yakayım bari,
Hava da soğuk,
Az bekle, üzerime birşeyler alayım.
Vaktin mi yok?
Ama ben çağırmadım ki seni...
Ondan hazırlıksızım böyle.
Saat gecenin bilmem kaçı.
Umarım hüzünle gelmedin, hiç çekemem bu saatte.
Gittin mi şiir?
Nerdesin?
Off.
Hem kendin çıkageldin ansızın, hem gittin
Olmaz ki...
Uykum da kaçtı.
Gerçi biraz kırgın sana yüreğim.
Durduramadık onu.
Kal dedik anlamadı,
Yazamadık demek ki...
Sev dedik duymadı.
Git şiir sende git!
Böyle ortada bırakın beni.
Tesellim olmasın öyle mi?
Seninle bir olup çağrılar yapacaktık,
Anlatmaya çalışacaktık özlemimi...
Sen de git şiir,
Çağırmadan gönlüme konuk olan,
Sonra kaçan sevgilim gibi...
 
 
 

YAĞMUR PRENSİ

Vurmaya başladı, damlalar cama,
Gizlice geldin mi yağmur prensi?
Şimşekle birlikte, sakin odama
Gizlice geldin mi yağmur prensi?

İçimde sonbahar yapraklarını,
Görünce kuruyan topraklarımı,
Eline alıp da mızraklarını,
Gizlice geldin mi yağmur prensi?

Hayat fırtınama dur demek için,
Aldırma vurana, vur demek için,
Uzan şöyle hayal kur demek için,
Gizlice geldin mi yağmur prensi?

Yalnızlık hissimi atayım diye,
Ağlayıp da rahat yatayım diye,
Geceme güzellik katayım diye,
Gizlice geldin mi yağmur prensi?

Cevaplar ararken sorgularıma,
İçleri küflenmiş kurgularıma,
Yardım etmek için duygularıma,
Gizlice geldin mi yağmur prensi?
 
 
 

Durma!

Sorgula!
Acıt ! Kanat sessizliğini.
Çaresizliğini yargıla!
Her kaçışının bedeli olmalı,
Gözyaşlarının bu denli tuzlu oluşunu sorgula!

Akrep misali akıt zehrini duygularının,
İsyanlarını yargıla!
Umuda yolculuktaki engellerini sırala bir bir,
Önce tanı kendini,
Sonra;
Varoluşundaki detayı sorgula!

İçindeki kekremsi tadı,
Acıyı kurcala!
Silkin!
Yıkıntılarının toz dumanını savur,
Artık yaşamın manasını vurgula!
Koş, koşabildiğin kadar,
Unut geçmişteki tüm yorgunluğunu,
Mutluluğu yakala.
Etiket :durma!
BY.CodeR
15 Kasım 2008
16:16
Yorumlar :0
0 fav