| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

MutedilDalgalı | MutedilDalgalı Şiirleri | Edebiyat | Şiirler

Yüreğin dile geldiği, şiirin kalp diye attığı blog...

 

Militan Yüreğim

Tüm caddeleri karış karış yakmak istiyorum bugün,
Şaha kalktı militan yüreğim.
Sokak sokak siren seserinden kaçmak geliyor içimden,
Akşamın siyahına inat, aydınlatmak ateşle geceyi...
Sonra;
Sökmek geçiyor aklımdan sevgisiz tüm yürekleri.
Kaldırımları parçalamak, her adımıma karşılık.
Yıkmak istiyorum anlayın, içimdeki öfkenin mabedini.
Olmuyor her gece tavana doğru mıhlamak gözleri,
Durdurmuyor ıslaklığı artık, yetmiyor.
Yakmak istiyorum, bugünü, yarını, geçmişi...
Sorgusuz yargılamayın hele bir dinleyin beni!
Bir bakın suçlu ben miyim?
Ben miyim tek firari?
Bir ışık yaksa ceylan gözleri,
Tek bir işaret gelse pozitifliğe doğru,
Durdururum ruhumdaki canavarın sönmeyen ateşini,
Bir bilse!
Gözlerine odaklayıp her şeyi, inzivaya çekerim bu militan yüreği....
 
 
 

İdamı Bozsun Sevdan.

Beraat etme vakti geldi lal olmuş dilimin,
Şimdi yargılayıp idama mahkum yüreği,
Kaldırmalı adını anma hükmünü,
Sevdaya çalan akşam kızıllığında,
Darağacına sevgisizliği asmalı.
İncecik bir ilmikle, son vermeli varlığına.
Sen başımın en derin ağrısı,
Ve en güzelisin mevsimlerimin.
İçimdeki matemin en koyu rengini,
Maviliklere çeviren deli sevdam gözlerin,
Neye kapanmışsa perdesi ardından
Eski aşklarıma inat, binlerce kez delilenmiş sana.
Sen aşkımın en yanık kokusu,
Yüreğimin en hassas noktası,
Ve en başdöndürücüsüsün hayatımın.
Özgür maviliklerin sonsuz yanısın bende,
Buram buram huzur kokanımsın.
Şimdi hangi rüzgar dağıtır sıcaklığını?
Hangi ışık gözlerini soldurur?
Ve hangi kelepçe yokluğuna mahkum eder beni?
Bütün çırpınışlarından soyutlayıp,
Azat etme vakti yüreğimi,
Önce elerimin sonra bedenimin tutsaklığı son bulmalı.
Sen içime işlemiş, nikotin ,
Ben yoluna harcanacak ömür.
Ellerin kılavuzum olsun,
Uzat güneşi tutalım ilkin,
Ve bırak karanlıklar sevgimizle boğulsun.
 
 
 

Sana Değil İhanete Sitemim.

Yine çarpıyor rüzgarın nemi
Sol yanımda ayrılıktan kalma, umut tükenişleri.
Delice esen rüzgara inat,
Acıtmıyor, hükmünün sivri uçlu hançeri.

Hangi bahane sevgime ihanetinin izahı?
Hangi masalların kahramanı münzevi sevdam?
Ve hangi mevsim sonu, dökülen hüzzam yapraklarım?

Söyle, zor muydu bu kadar göğüslemek arzularını
Hadi anlat!
Zor muydu bu denli, lekesiz tutmak sevdamızın arını?
Susma!
Zor muydu bu kadar, mühürlemek bir tek kişiye yüreği, aşkı?

Serseri gecelerin sadık çobanıymışım ben,
İçimdeki senden son parça,naaşın mezarı bile yok.
Şimdi ellerimin arasından çek sevda yüklü mavilerini.
Nasılsa hüznümün yoğunluğu mavilikler kadar çok...

Avutma gecelerini karanlık sokakların bodrumlarında,
Dilimdeki son hece, adın olmadan,
Ve kapatmadan sana ait sahnelerin en son perdesini,
Git!
Git artık sevgiden kalma sabahım akşam olmadan...
Gecenin tuzağı mahkum etmeden seni,
Çık kanıma kattığım damarlarımdan...

Yaralamaz yokluğun ihanetinin ardından,
Şimdi gözlerime mahkum etmişken ayrılığın son yüzünü
Hiç merak etme sen,
Gözyaşlarım hapis artık, akmayacak göz pınarlarımdan...
 
 
 

İtiraf

Doğrudan kaçıp da sahte sözlere
Kanınca başladı yalan sisleri.
Hayata umutla bakan gözlere
Karamsarlık kattı tütün isleri.

Kırılır mı sandık hayat inadı?
Binlerce kez kırıldı aşkın kanadı
Yitirdik ruhtaki büyük sanatı
Satışa çıkardık güzel hisleri.

Dostu kırdık sonra düşmana koştuk
Gerçeği unutup hayalle coştuk,
Aydınlık olmadık bizler hep loştuk,
Sonunda kaybettik tüm bahisleri.
 
 
 

Baharsız Mevsim Hüznümün Adı

Hangi mevsim bu denli üşütür içimi?
Ve içimde kaçıncı matemi baharın?
Hazandan kalma iç kırıklıkları,
Yüzümde, bahara özlemin mahur çizgileri...
İçimdeki fırtınaların sebebi malum;
Doğmuyor güneşim sabahlarıma.
Çiy taneleri, buz kristalleri durağan...
Körelmiyor kışın keskin hançerleri.
Her dem özlemi büyüyor içimde,
Baharın kendisi kadar , gelişine hasret bu yürek.
Sönmüyor küllenmeye yüz tutmuş, geçmiş bahar alevleri.
Kimbilir kaçıncı kez uzak baharlarım.
Gelir mi, yeniden yeşerir mi dersin?
Baharla birlikte umudumun solmuş çiçekleri.
Şimdi ağıdımın son dizesini yazma vakti;
İmgeyse bahar,
Ve gelmeyecekse bir daha duygularıma,
Sökün öyleyse, yakın tüm yediverenleri...
 
 
 

Şairin Hayali Sevgilisi

Kentin yerlerine vuruyordu yağmur,
Karşında sis bulutları,
Ve dilinde bi şarkı,
"Ne tövbeler bozdum"
Tamamlanmamış kokular burnunda,
Rüzgarlar getirse diye beklenen.
Ve yitirilişi umudun.
Akşamın esintisi vururken, derin bir nefes,
Şiire gebe yokluk,
Onsuzluğa aralanmış perde,
Saatlerin iç çekişi tek kalmışlığa.
Ne tövbeler bozulmuş, bugüne dek,
Belki bu son tövbe.
Bir tutam umut var avuçlarının arasından kaymaya mahkum,
Kaymadan başla şair;
En içten davetine,
Gelmese de çağır ümide bağlı ellerini.
Ve başla artık, doysun şiirin yüreği,
Şairin sessiz sevmeleri.
Platonik yaşanmış aşklar,
Hayallerinde mahur bakışlı sevgili,
Ellerinde, onun parmak izleri.
Şimdi şair, yazma vakti,
Anlat hayali sevgiliye özlemini.
Son kelimenle durdur şiirin,
Akşam vakti, çırpınan yüreğini.
Ve bir daha bozma,
Şiirsiz tövbelerini.
İçindeki ilhama inat,
Yırt karanlığın sahte gülümsemesini,
Öyle atsın ki o deli yürek,
Konuştur suskun kelimelerini.
Ş i m d i...
 
 
 

Sevilmeden Yaşamak

İçinde acının izleri varmış hala
Her darbe daha da büyütmüş onu.
Karanlık günlerin acısını, loşluklardan çıkarmış,
Aydınlıkları tanımış, unutunca kim olduğunu.
Belki sokak kadını demiş birileri,
Bilmeden.
Gece yarıları eve gelişini yadırgamış bazıları,
Kovmuşlar, dinlemeden.
Her gecenin ayazında, sarılıp yavrularına,
Allah’a sığınmayı öğretmiş.
İsyan etmeden.
Ne çocukluğunda tatlı bir kız olmuş,
Ne kocasının aşık olduğu, güzel kadın.
Sevgiyi bilmemiş, anne denmeden.
Çekilince insanlar gecenin mahurluğunda,
Tatlı uykulara,
Düşermiş kadıncağız yola,
Kimselere görünmeden.
Bulduğu üç beş parça plastik olurmuş yarının nafakası,
Uyutunca yavrularını,
Kapıyı kilitlermiş üzerlerinden.
Sabaha karşı dönermiş eve,
Caddeler o denli tanıdık,
İnsanlar o denli uzak.
Bir "aah" çekermiş derinden.
Soğuktan titriyordu ona rastladığımda,
Bakışları ürkek, gözleri kocamandı.
Sordum "neden"?
İşte böyle dedi ve anlattı birer birer,
"Hiç ağlamadım" dedi,
"Ağlayamadım hiç ben.
"Yavrularım için herşey,
Utanmadım kirli ellerimden".
Sustum sadece, gel desem olmazdı bilirim,
Anlar gibi baktı gözlerime,
Dedi " kimseler sevmez beni oysa anayım ben"
Sözler tıkandı boğazıma,
Yutkunup kaldım öylece,
Utandım rahat geçmiş gecelerimden.
Son sözü çınlar hala kulaklarımda,
"Yarı aç yaşanır kızım da
Yaşanmıyor sevilmeden."
 
 
 

Kayıp Peri Masalı

Kahramansız kaldı masallarım,
Her adıma bir lakap yükledi, hayat.
Seni bile unutturdu her yeni masal,
Ben gökte prenses,
Uçan halıda,
Sen yaramaz kurbağa.
Belki de yedi cücelerden en yakışıklısıydın,
Ama dev prenses oldum, pamuk değil.
Belki de parmak çocuktun sen,
Ben mor menekşe.
Yo yo sen Pinokyo, ben kırmızı başlıklı...
Külkedisiyken ben,
Sen, Notre Dame’in kamburu.
Anlayacağın bir türlü kesişmedi, yollarımız.
Hep başka masalların kahramanı olduk.
Belki de bir peri masalıydı bu aşk,
Peri gitti, değnek kayıp,
Bitti masal çağı...
Bizse, araba olmayı saat 12 de terketmiş,
Balkabağı...
 
 
 

Ah Be Patron!


Yokluğun ne kadar güzeldi oysa
Çalışmak bile ayrı güzel...
İnsan daha bir zevkle geliyor sabahları
Daha bir şevkle çalışıyor nedense.
Ah be patron
Ne var yarın dönmüyor olsan
Bir de Fransızca yazı çıkardın başıma
Neymiş, işim yokmuş,
Sıkılmamalıymışım yokluğunda.
Bu ne böyle yaz yaz bitmiyor,
Hem öyle kolay mı Fransızca?
Harflerin tepesinin biri sağa biri sola...
Karıştırırsam işim zor.
Ah be patron nerden saldın başıma?
Havalar kötü müydü de hemen döndün Ankara’ya
Şimdi ayrı bir güzeldir oralar kalsaydın Belçika’da.
Bak şimdiden telaş aldı beni,
İşler yavaşlamaya başladı bile
Gerildim işte anlasana.
Ah be patron, olsan bi dert olmasan başka.
Ne vardı biraz daha kalsan da
Bayram erken gelseydi buralara.
 
 
 

Yeniden Hoş Geldin Baba!

Ölüme çok yakın olduğunu düşünürken,
Ellerim titredi, soğukluğunda.
Bir şans daha diledim Rabb’imden
Doymadım dedim doyamadım daha.
Saatler nokta duruşunda,
Kımıldamıyor, bir an bile,
Gözlerim yanıyor, bedenim uyuşuyordu.
Durmaya niyetleniyordu sana doğru atan yüreğim,
İşitmeyi unutmuş kulaklarım uğulduyordu.
Korkuyordum her açılışında ameliyathane kapısı,
Nefesim kesiliyordu.
Kapıda seni bekleyen tüm kardeşlerim,
Sevenlerin hep dua ediyordu.
Kimbilir kaç kez soluksuz kaldık,
Hep birden, sağlıkla çıkman dileniyordu
Sonunda yandı yeşil ışık,
Parladı gözlerimiz, normale döndü nefesler.
Çok şükür dedim binlerce kez.
Babam yaşıyordu.
Donmuş mimiklerim gevşedi birer birer,
Dilim söyleyebiliyordu.
Allahım dedim çok şükür sana.
Uğruna tükenmek üzere olan ömrümle birlikte
Yeniden verdin babamı bana.
Suskunluğum dibe vurdu, yeniden hızla basıp zemine,
Sana doğru yükseldim,
Senin sağlığına dua olarak atıyor yüreğim.
Hadi bir an önce iyileş, dön artık baba.
Bak seni bekliyor en küçük kızın da, torunun da...
Ve,
Bir daha, böyle oyunlar oynama bana...
Aslaaa...

En çok ne zoruma gitti biliyor musun baba? Hani ben hep derim ya yeter ki sana birşey olmasın. Canımı bile veririm diye...Bırak canımı, kanımı bile veremedim sana. Tutmuyor çünkü. Neyse çok şükür kurtuldun ya. Seni hayatta en çok seven kızını üzme bi daha.